KADINLARIN BİLGİSİNE SUNULUR!...
1789 tarihinde gerçekleşen Fransız devrimi ile Avrupa ülkelerinde aydınlanma dönemi başlamıştır.
Ancak aydınlanma uzun bir süreçten sonra gerçekleştirilebilmiştir.
Bu dönemde dünyada mevcut tüm İslam ülkeleri şeriat rejimi ile yönetildiklerinden hep aydınlanmadan uzak kalmışlardır.
Örneğin;
M.S. 593 yılında ağaç oyma tekniği ile ilk matbaanın Çin’de kullanıldığı bilinirken, 1450 yılında Johannes Gutenberg metal harflerle basım tekniğini bulmuş ve bu teknik kısa zamanda diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
Şeriatla idare edilen Osmanlı imparatorluğunda matbaa, ancak bundan 277 yıl sonra, 1727 yılında, aslen Macar olup sonradan Müslüman olan İbrahim Mütefferika tarafından kurulabilmiştir.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş savaşıyla emperyalistleri ülkemizden kovduktan sonra, kuruluş aşamasında Fransız devriminden 134 yıl sonra kurduğu Türkiye Cumhuriyet’inde gerçekleştirdiği devrimlerle, bu uzun arayı 15 yıl gibi kısa bir sürede kapatma başarısını göstererek, Türkiye’nin yüzünü çağdaş uygarlığa doğru çevirmiştir.
1789 yılında Fransız devrimi ile aydınlanan birçok Avrupa ülkesinde kadın hakları henüz tanınmamışken, Mustafa Kemal 1934 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımış ve kadını ikinci sınıf yurttaşlıktan, birinci sınıf yurttaşlığı çıkarırken, sosyal ve çalışma hayatında yer almasını sağlamıştır.
Halen ülkemizde, Mustafa Kemal kızları olarak aydınlanma ateşinin sönmemesi için büyük çabalar gösteren birçok vefalı kadınımızın yanında, Mustafa Kemal tarafından kadınlara verilen hakların bilincinde olmayan birçok kadınımızda, Mustafa Kemal’e, din düşmanı, deccal, beton Mustafa diyen bir zihniyetin peşine takılarak karşıdevrimcilik yapmaktadır.
Bilmiyorlar ki, bu gidişle gelecek bir şeriat düzeninde yine eski konumlarına döneceklerinin kaçınılmaz olduğunu.
Sevgili dostlar,
“Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” örneği, bunları neden yazdığımı aklınızdan geçirdiğinizi biliyorum.
Gazete okuduğum bir haber sonrası bunları sizinle paylaşmak ve duyarlı olan kadınlarımıza duyurmak gereğini duydum.
Hürriyet gazetesindeki haber şöyle;
“Birleşik Arap Emirlikleri Federal Yüksek Mahkemesi, bir erkeğin, karısını ve yetişkin olmayan çocuklarını "iz bırakmadan" dövebileceğine hükmetti.
Merkezi Abu Dabi'de bulunan The National gazetesinin haberine göre mahkeme, karısını ve yetişkin kızını döverek, onlarda kesikler ve morluklara yol açan bir adamın davasında, adamı karısına ve yetişkin kızına zarar vermekten suçlu buldu.
Ancak mahkeme kararında, şeriat yasalarına göre "iz kalmadığı sürece" erkeklerin kadınları ‘terbiye edebileceği’ belirtildi.” (18.10.2010 Hürriyet)
Bir sade vatandaş olarak, tüm hak ve özgürlüklere layık kadını, bırakın dövmeyi mahkeme kararında ki “Terbiye edebileceği” düşüncesini bile, erkek egemenliğine dayanan, kadını aşağılayan bir düşünce olarak görüyorum.
Kadın ve bacılarımızın! Bilgisine sunulur.