Türkiye’nin en büyük üçüncü ovasına sahip Muş’ta, yıllardan beri süregelen geri kalmışlık ve fakirlik bu şehrin kaderi midir?
Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar geçen zamana rağmen bu şehirde geri kalmışlık ve yoksulluk hüküm sürüyorsa demek ki bir şeyler hep eksik veya yanlış yapılmıştır. Bunun aksini iddia edecek birileri olur mu bilmem. Eğer yoksulluk ve fakirliğin kol gezdiği bir il ortada var ise; bunun tek açıklaması yanlışlardır, eksik yapılan işlerdir, umursamazlıklardır, bananeciliktir. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ fikrinin hüküm sürmesidir. Bu şehrin bağrında yetişen ve bugün büyük sermayelere hükmeden çok hemşerimiz var. Bu hemşerilerimize hep sitem ettim. Ne diye parayı buradan bulup dışarıya kaçıyorlar diye. Ama zamanla ben de hak veriyorum onlara. Onlar bu şehirden gitmeselerdi eğer, bu kadar büyümemiş ve bizlerle bu memleketin içinde bulunduğu kaderi paylaşmak zorunda kalacaklardı.
Şimdi diyorum ki, ‘İyi ki gitmişsiniz, iyi ki büyümüşsünüz.’ Ama siz giderek ve büyüyerek omuzlarınıza yüklediğiniz büyük yükün farkındasınız sanırım. Çünkü bu memleket artık sizlerden bir şeyler bekliyor, yardım bekliyor. Siz bu memleket için bir şeyler yapmaya başlarsanız bundan sonrakiler sizler gibi gitmek zorunda kalmayacaklardır eminim.
‘Memleketinize ne yaptınız’ diye sorulduğunda ‘Muş’a ne yapabiliriz? Hammadde yok, Pazar yok, ulaşım sorunu var’ diyebilirsiniz. Bunu söylemekte de haklısınız.
Çünkü sermaye duygusallık kabul etmiyor. Ama bu şehirde okumak isteyen o kadar çok çocuk, eğitilmek için o kadar çok insan var ki, bu insanlar duygusallıktan çok iyi anlarlar. Bu şehrin kalkınması için eğitimin birinci adım olduğu kesindir. Mademki sermaye duygusallık kabul etmiyor o zaman herkes elini taşın altına koysun ve memleketin eğitimine katkı sağlayalım. Memlekete bu şekilde büyük faydalar sağlayabilirsiniz.
Okumayan, eğitimsiz kalan çocukların, yıllardır dedelerinden babalarından gördükleri yöntemlerle tarım ve hayvancılık yapan çiftçilerin yaşadığı şehrin kalkınması, ekonomik hamleler yapması, zenginleşmesi mümkün mü? Bugüne kadar boş geçen zamanlar yetmez mi? Bugüne kadar şehrin içende bulunduğu manzarayı değiştirmek gerekmez mi?
“Ancak şimdiye hâkimiz, şimdilik beklemek değil, şimdiden başlamak gerekir”
Bu memleketin tek kurtuluşu eğitimdir. Eğitim olunca modern tarım da modern hayvancılıkta olur. Dolayası ile kalkınma da olur. Eee herhalde çok süt olan bir ilde süt fabrikaları da olur. Artık boşa vakit geçirip, boşa kürek çekmek yerine hep beraber;
“İş adamları, devlet, millet el ele eğitim seferberliğine’ diyelim.