PİR SULTAN ABDAL
( Halkın Dilinden )
Pir Sultan Abdal’ın asıl adı Haydar’dır.Aslı Yemen’dendir.Soyu da Hz. Ali’nin torunlarından imam Zeynel-Abidin’e bağlanır.1510-1600 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz Köyünde doğmuştur.Uzun yıllar burada yaşamıştır.
Haydar yedi yaşına geldiğinde,bir gün babası koyunları önüne kattı,otlatmasını istedi ondan.Yıldız Dağı eteklerinde sürüyü otlatırken yorulup,başını bir taşa dayayıp uyuyakaldı.Düşünde bir ses duydu.Baktı,karşısında ak sakallı bir ihtiyar durur.Bir elinde dolu,bir elinde elma.İhtiyar doluyu uzattı önce Haydar’a, al oğlum bunu iç,dedi.Dolu’yu içti Haydar,damarlarına bir ateş yürüdü sanki.İhtiyar öteki elindeki elmayı uzattı sonra..Elmayı alırken ihtiyarın avucun içinde yeşil bir ben gördü Haydar.O zaman anladı ki karşısındaki Hünkar Hacı Bektaş Veli’dir.Hemen sarıldı,elini öptü.Pir, “Oğlum senin adın bundan böyle Pir Sultan olsun” dedi. “Adın dört bir yana yayılsın,sazının üstüne saz,sözünün üstüne söz gelmesin,Tanrı yardımcın olsun.Adını ben verdim,yaşını tanrı versin.”dedikten sonra kayboldu.
Akşam oldu,gün sabah açıldı,Haydar evine dönmedi.Ailesi,konu komşu meraklandı.Araya araya buldular onu.Baktılar,bir taşın önünde kendinde geçmiş uyumakta.Güzel yüzü köpüğe kesmiş.Anladılar Haydar’ın pirin elinde dolu içtiğini.Uyandırdılar.O günde sonra Haydar eline sazı alıp çalıp söylemeye başladı.Ünü dört bir yana yayıldı Pir Sultan’ın. Tekkesi nasip almaya gelenlerle doldu taştı.
Sivas’la Hafik arasındaki Sofular Köyünden Hızır adındaki bir genç de adını duydu Pir Sultan’ın.Banaz Köyüne gelip müridi oldu Pir Sultan’ın. Yedi yıl kapısında hizmet gördü.Bir gün Hızır Pir Sultan’a dedi ki:”Pirim,bana himmet eyle de bir makama geçeyim,büyük adam olayım.”Pir Sultan’da,”Ulan Hızır” dedi,”ben dua ederim,sen büyük adam olursun,paşa,vezir olursun, sonra da gelir beni asarsın”
Yine duasını esirgemedi.Hızır İstanbul’a gitti.Pir Sultan’ın himmetiyle ilerledi ,paşa oldu.Sivas valiliğine getirildi.Ama ikrarını unuttu.Yoksulu ezmeye,haram yemeye,namus gözetmemeye başladı
Sivas’ta Hızır paşa’nın iki kadısı vardı. Birine kara kadı,ötekine sarı kadı derlerdi.İkisi de rüşvet yer,haklıyı haksız çıkarır,her türlü zülüm ederlerdi.
Pir Sultan’ın iki köpeği vardı.Birine kara kadı diğerine sarı kadı adını koydu.Bunu duyanlar hemen gidip Kadılara haber verdiler.”Pir Sultan köpeklere sizin adını koydu” dediler.mahkemeye çektiler.Pir Sultan evet dedi,köpeklerime sizin adını koydum.”Lakin benim köpeklerim sizden daha iyidir.Çünkü siz haram yersiniz,benim köpeklerim yemez.”Kadılar nerden biliyorsunuz diye sordular.”İsterseniz deniyelim”dedi Pir Sultan.Bir kaç hacı ile hoca geldi.Gizlice bir kap haram,bir kap da helal yemek hazırladılar,her ikisine belli birer işaret koydular.Önlerine konan kaplardan haram yemeği seçti kadılar.Ve bir güzel oturup yediler. Sonra köpekleri getirip,iki kapı yeniden hazırlayıp önlerine koydular.Köpekler kapları koklayıp helal yemeğe giriştiler.Böylece hacılar hocalar Kadıların haram yediğini anladılar.”İyi köpek kötü kadıdan efdaldir”dediler.
Hızır Paşa çeşitli fetvalar hazırlattı..Bunlardan biride “Şah diyenlerin dilinin kesilerek öldürüleceğine dairdi.” Pir Sultan Fetvaya boyun eğmeyeceğini,nereye gitse Şahı öveceğini,onun yolunda öleceğini çeşitli dörtlüklerinde dile getirdi.
Bu haberi de Hızır Paşaya iletiler.Hızır Paşa bunun üzerine Pir Sultan’ı Sivas’a çağırttı.Bütün bu olup bitenleri kendine ağır hakaret saydı..Pir Sultan’ı hapsettirdi.Bir süre sonra huzuruna çıkarttı.”Eğer içinde Şah’ın adı geçmeyen bir dörtlük söylersen,seni bağışlayacağım”dedi.Pir Sultan sazı eline aldı başladı söylemeye:
Hızır Paşa bizi berdar etmeden Siyaset günleri gelip geçmeden
Açılın kapılar Şah’a gidelim Açılın kapılar Şah’a gidelim.
Pir Sultan’ın dörtlüklerinde Şah’ı anıp meydan okuması Hızır Paşa’yı büsbütün kızdırdı.Adamlarına “Atın bunu zindana.Yarın sabah asın”Zindana attılar Pir Sultan’ı.Sivas’ta Keçibulan denen yerde de bir dar ağacı kurdular.Hızır Paşa bununlada yetinmedi.Bir emir daha verdi.”Halkın,Pir Sultan asılırken taşlamasını istedi.Taşlamayanların öldürüleceğini söyledi.Orada bulunan Pir Sultan’ın musahibi Ali Baba da bu buyruğa uymak zorunda kaldı.Ama eli pirine taş atmaya varmadı..Bir gül attı gizlice.Kendisine gül atanı gördü Pir Sultan.Çok üzüldü.Şöyle getirdi dile acısını:
Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz Şu kanlı zalimin ettiği işler
Haktan emrolmazsa irahmet yağmaz Garip bülbül gibi zareler beni
Şu ellerin taşı hiç bana değmez Yağmur gibi yağar başıma taşlar
İlle dostun gülü yareler beni Dostun bir fiskesi yareler beni.
Pir Sultan’ın asılışının ertesi günü ahali kahvede toplaşmış.konuşurlarmış.İçlerinde biri demiş ki “ Hızır Paşa bu gece Pir Sultan’ı astırdı.”Atılmış bir başkası, “Olamaz” demiş.Çünkü ben onu bu sabah Koçhisar yolunda gördüm.Herkes ben onu felan yolda gördüm derken herkes şaşakalmış.Kalkmışlar ,hep birlikte darağacının bulunduğu alana gitmişler,bir de ne görsünler: Darağacında Pir Sultan’ın hırkası sallanır durur,kendisi kayıplara karışmış.
Çevresinde oluşan menkabelerde efsanevi bir kimlikle çıkıyor karşımıza Pir Sultan.Halk onu böyle anlıyor,anlatıyor.
Pir Sultan hakkında bilinen.Sivas’ın Banaz Köyünden olduğu,,bir halk ayaklanmasına önderlik ettiği ya da katıldığı için Sivas’ta valilik yapan Hızır Paşa tarafından astırıldığıdır.Ötesi bütünüyle varsayımlara dayanmaktadır.Pir Sultan’ın şiirlerinde hakk sevgisiyle insan sevgisi bütünleşir,bir olur.Tıpkı Yunus’ta, Kaygusuz da olduğu gibi.Pir Sultan Osmanlı yönetiminin dayandığı dinsel-kültürel-siyasal öğretiye karşı bir düşünüş biçiminin savunucusu,eylemcisi olduğu için asılmıştır.İnancı uğruna ölümü göze aldığı,boyun eğmediği için ve Hızır Paşaya meydan okuduğu için asılmıştır.
Pir Sultan bir gelenektir.Bunun en güzel örneği halk diliyle yazılan şiirleridir.Şairler onun şiirlerini zenginleştirerek sürdürmesi bir gelenek süreci sonucudur.Pir Sultan gibi bir inancın,bir dünyaya bakış biçiminin önderi,simgesi haline gelmiş büyük şairdir.Türk halk şiirinin en büyük şairlerindendir.Bir halk ozanıdır.Şiirleri,yaşanan hayatı kucaklar,insan sevgisiyle yücelir ve insan duyarlığının,insanın iç dünyasının ortak yanlarını yansıtır.Kişiliği,özü, halkla öyle içten içe kaynaşmış ki, nerede kendisinin,nerede halkın dile geldiğini kestiremesiniz.Kısacası Pir Sultan ezilmiş insanların sultanı ve piri oluvermiştir.
Yazımı Pir Sultan’ın bu güzel sözüyle,dörtlüğüyle bitirmek isterim. “
Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.