Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı Muş’un Bulanık ilçesinde gerçekleştirildi.
15 Aralık 2009 tarihinde meydana gelen 2 kişinin öldüğü ve 10 kişinin yaralandığı olayları protesto etmek amacıyla İlçe Belediye Başkanlığı’nda düzenlenen ve basına kapalı gerçekleştirilen toplantıya BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Eşbaşkan Gülten Kışanak, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Muş Milletvekili Nuri Yaman ile MYK üyeleri katıldı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden karayoluyla ilk olarak Muş’un Malazgirt ilçesine gelen Selahattin Demirtaş ve beraberindekiler buradan Bulanık’a geçtiler. İlçe girişinde partililer tarafından karşılanan Demirtaş ve beraberindekiler, toplantı öncesi Suat İshakoğlu Caddesi’nde halka seslendi.
Burada bir konuşma yapan BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak, Bulanık’ta yaşanan olayların basit bir olay olmadığını belirtti. Olayların büyük bir provokasyon olduğunu iddia eden Kışanak; “Her zaman olduğu gibi bu halk direnişini, taleplerini sokaklarda ve meydanlarda göstermeye devam edecektir. Bugün de bunun bir göstergesidir. Belki bu yoldaşlarımızı katledenler, bu mücadelemizi sokaklara çıkmaktan, meydanlara çıkmaktan, taleplerini ifade etmek alıkoymak istediler. Ama bugün burada bu tablo bir kez daha gösteriyor ki bu halkın direnişi önünde siz ölümle set kuramazsınız. Bu halk ölümlere aşarak bugünlere geldi, bundan sonra da özgürlüğe bu yürüyüşünü tamamlayacaktır. Burada yaşanan sıradan bir olay değildir. Çok büyük bir provokasyondu. Arkasında önemli karanlık güçler olduğunu biliyoruz” dedi.
Bulanık’ta kirli bir oyunun oynandığını vurgulayan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise; “Buradan bir fitil ateşlenip bütün bölgeye, bütün ülkeye yayılsın diye ciddi bir provokasyon, ciddi bir katliam gerçekleşti. Gerçekleştirilen o katliamla birlikte bir bütün olarak bütün halka bir korku mesajı, bir katliam mesajı verilmek istendi. Bulanık halkı nezdinde sizlerin şahsında biz özgürlüğünü isteyenleri katliamlardan geçiririz mesajı verilmek istendi. Bunu da basit bir esnaf tepkisiymiş gibi, basit bir olaymış göstermeye çalıştılar” diye konuştu.
Bölgedeki çocukların kaliteli eğitim alamadığını iddia eden Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Başbakan Almanya’ya gittiğinde asimilasyon insanlık suçudur deyip, buraya döndüğünde asimilasyona devam talimatı verdi. Eğer bir halkın kendi ana dilinde eğitimini bölücülük olarak kabul ediyorsanız demek ki siz asimilasyonda ısrarcısınız. Demek ki siz insanlık suçu işleme konusunda ısrarcısınız. Çünkü bir halk ancak anadiliyle eğitim yapınca o dili koruyabilir. Bugün çocuklarımız ne anlamadıkları bir dilde 5 yıl ilköğretim okulunda sadece o dili anlamaya çalışıyorlar. Her sabah o okulun bahçesinde ‘Varlığım Türk varlığına armağan’ olsun diye yemin edip sınıflara giriyorlar ve buna Başbakan sessiz kalıyor, açılım diyebiliyor, bunu bu halkın kabul etmesini istiyor. Şimdi anlamadığı bir dilde 8 yıl eğitim yapsa ne olur, 38 yıl eğitim yapsa ne olur. İşte eğitimin durumu ortada. Kürt halkının gençlerini yüzde 80-85’i işsizdir. Çünkü iyi bir eğitim alamıyor. Hem eğitimin kalitesi düşüktür, hem kendi anadilinde eğitim verilmediği için dersi anlamıyor. Bu halk yüreğini açmış, elini açmış barış istiyor, kardeşlik istiyor. Eğer kardeşsek ve burası ortak anavatanımızsa ben de kendi anavatanımda kendi yönetimimi seçmek isliyorum diyor. Demokratik özerlik istiyor, bu halkın talepleri açıktır. Eğer onlar kabul görmeyecekse bunlar kabul edilmeyecekse bu halk yine bu şekilde işsizliğe, açlığa, eğitimsizliğe mahkum edilecekse bir sonraki seçimde sandığa kanepe değil Tayyip Erdoğan’ı koysalar da BDP’nin meşesi çıkacaktır. Bu onların son şansıdır.”
Öte yandan miting alanına gelen Selahattin Demirtaş’a, olaylarda hayatını kaybeden Bulanık’a bağlı Yoncalı Beldesi Yeni Mahalle Muhtarı Kemal Ağcan’ın kızı Songül Ağcan tarafından çiçek verildi.
Demirtaş ve beraberindekiler daha sonra İlçe Belediye Başkanlığı’nda MYK toplantısına katıldı. Toplantı sonrası olaylarda yaşamını yitiren Kemal Ağcan ve Necmi Oral’ın evlerini ziyaret eden Demirtaş ve beraberindekilerin karayoluyla Diyarbakır’a hareket etti.