Muş’un Bulanık ilçesinde Tüm Bel Sen’e üye işçilerden bir günlük grev.
Eyleme Tüm Bel Sen üyelerinin yanı sıra, Bulanık Belediye Başkan Mehmet Yeşilkaya, Belediye Meclis üyeleri, BDP ilçe Başkanı M. Nuri Karaçelik ve İlçe yöneticileri ve DİSK GENEL-İŞ üyeleri destek verdi.
Belediye Hizmet binası önünde yapılan Basın açıklamasını Tüm Bel Sen Muş Şube Başkanı Uğur Turan yaptı. Turan; “Tekel işçilerinin yaklaşık olarak 50 gündür Ankara’da soğuğa rağmen İnsani yaşam ve onurlu bir gelecek için mücadele ettiklerini; bunun karşılığında Başbakanın ve hükümetin bazı bakanları bu eylemin ideolojik olduğunu ve yasal olmadığını söylediler. AKP hükümetinin ve Başbakanının her eylem öncesindeki söylemleri aynıdır. Amaç gerek eylemciler gerekse toplum üzerinde psikolojik baskı kurmak. Ama bu yaklaşımları hiçbir zaman tutmamıştır. Bundan sonrada tutmayacaktır. Tekel işçilerini eylemi iyi görülmelidir. Bu eylem tüm emekçiler ve demokrasi güçleri açısından büyük bir sınav niteliğindedir. AKP ve Başbakan artık Emekçilerin gücünü görmeli ve bundan sonra ona göre de davranmalıdır. 25 Kasım’da gerçekleştirilen 1 günlük uyarı “GREV” AKP ve Başbakana gerekli mesaj verilmişti. Tekel işçileri yalnız değildir. Tekel işçilerinin ortaya koymuş oldukları onurlu direnişi selamlıyoruz” dedi.
Turan açıklamasında; “Günümüz Türkiye’si sermaye için dikensiz bir gül bahçesine çevrilmiştir. Neo-liberal politikalara sıkı sıkıya sarılmış Hükümetler tarafından 30 yılı aşan bir süredir bu ülkede sermayenin her istediği anında ve fazlasıyla yapılırken, emekçilerin en temel ve insani talepleri sistemli bir şekilde bastırılmış, hakları gasp edilmiştir. AKP iktidarı emekçilere yönelik bu çok yönlü kuşatmanın son, fakat en kararlı temsilcisi olarak bu politikalarda ısrar ediyor. Bu politikaların özü üç temel ayak üzerinde yükseliyor. Birincisi kamu alanının, bütün yurttaşlara ait olan değerlerin piyasa güçlerine terk edilmesi, en temel insan ihtiyaçlarının dahi bir kâr alanı haline getirilmesi: AKP özelleştirmede şampiyondur. İkincisi 12 Eylül artığı bir Anayasa’nın gölgesinde yurttaşlarını en temel haklardan mahrum bırakan, öteleyen, dinsel, inanca dayalı ya da etnik kimliklerini tanımayarak onları dışlayan otoriter devlet anlayışı: AKP baskıda, gözaltılarda, kitle gösterilerine yönelik şiddette şampiyondur. Üçüncüsü örgütlenerek, birleşerek kendi çıkarları için bu gidişata dur diyebilecek, hak gaspları karşısında sesini yükseltecek, sermayenin karşısında emeğin onurunu savunacak emekçilerin istihdam politikaları yoluyla bölünmesi, emekçilerin farklı statülerle farklılaştırılması, böylelikle işçi-memur, kadrolu işçi-taşeron işçisi, sözleşmeli, 4/C’li, 4/B’li adı altında parçalanmış emekçilerin örgütsüzleşmesi, etkisizleştirilmesi, eşit işe eşit ücret ilkesinin ayaklar altına alınması. AKP kuralsız istihdam alanında da şampiyondur. 4/C statüsü tamamen özelleştirme mantığının ürünüdür. AKP kârlı kamu işletmelerini yok pahasına sermayeye aktarırken bu işletmeleri kârlı hale getiren, etiyle, kanıyla, dişiyle tırnağıyla bu işletmelerin her bir tuğlasında, makinesinde hakkı bulunan emekçileri de sokağa bırakmak, açlığa ve sefalete mahkûm etmeye kararlıdır. Bunun en son somut örneği Tekel işçilerinin durumudur. Bugün Ankara’da sürmekte olan Tekel işçileri direnişi bu noktada Türkiye’nin bütün emekçileri için önemli bir sınav niteliği kazanmıştır. Hamasi sloganların ötesinde bir gerçek olarak ifade edilecek olursa bugün tüm emekçilerin yüreği Tekel işçileri için atmakta, umutları, talepleri Tekel direnişinde somutlanmaktadır. Tekel direnişi emekçiler için bir nirengi noktasıdır. Direnişin kaybedilmesinin sonuçları bütün emekçiler için ağır olacaktır. Direnişin kazanılması durumunda ise aynı 25 Kasım Grevinde yaşandığı gibi, emekçiler için daha aydınlık, daha demokratik bir Türkiye umudu güçlenecektir. Bu nedenle emek güçlerinin her hangi birinin bu direnişi hafifsemeye hakkı yoktur. DİSK ve KESK’in çağrısıyla bir araya gelen 6 Konfederasyonun toplantısı sonucunda Hükümete sorunu çözmesi için 26 Ocak’a kadar mühlet verildi. Bu süre içerisinde sorunun çözülmemesi durumunda dayanışma grevi yapılacağı vurgulandı. Siyasi iktidar bu çağrıyı savsakladı. Yeni bir randevu vererek soğukta ekmek ve demokrasi mücadelesi veren Tekel emekçilerini 1 hafta oyaladı. Bu bir haftanın sonunda işçilere yine 4/C’yi dayatabileceğini sandı. Siyasi iktidar Tekel işçilerini pervasızca kapının önüne koyabileceğini, kimsenin onlara sahip çıkmayacağını düşünerek bu adımı attı. Tekel işçileri yıllardır süren bu karanlığa karşı bir meşale yaktılar. Bu meşalenin sönmesine izin vermeyeceğiz. Emekçilerin kararlılığını 4 Şubat Perşembe günü, 1 günlük dayanışma greviyle bir kez daha göstereceğiz” ifadelerine yer verdi.