Muş’un Bulanık ilçesinde meydana gelen ve 2 kişinin öldüğü 10 kişinin yaralandığı olaylarla ilgili davanın başka bir ilde görülmesi için Muş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebine davacı avukatlarından Vedat Şengöl tepki gösterdi.
Bulanık’ta iki kişinin ölümüyle sonuçlanan olay ile ilgili Muş Ağır Caza Mahkemesi davanın başka ilde görülmesi için Adalet Bakanlığı ve Yargıtay’dan talep etti. Davacılar ise davanın başka ilde görülmesi durumunda karşılaşacakları zorluklar ve karanlık odakların davaya müdahalesini gerekçe göstererek Adalet Bakanlığı’ndan davanın başka ilde görülmesi talebinin reddedilmesini istediler.
15 Aralık’ta Bulanık’taki gösteriler sırasında hayatını kaybeden iki göstericinin yakınlarından 5 davacı vekili aracılığı ile Bulanık Davası başka ilde görülmesi talebinin reddedilmesini istedi. Davacıların avukatı Vedat Şengöl, davanın başka ilde yapılmasının reddedilmesi için Adalet Bakanlığı’na 5 maddeden oluşan dilekçe gönderdi. Dilekçede Bulanık’ın Muş’a 110 kilometre uzak olduğu, dolayısıyla güvenliğin sıkıntıya düşemeyeceğine işaret edildi. Davanın başka ilde görülmesi durumunda birçok tanığın dinlenilmeyeceği, delillerin toplanmasında zorluğa düşüleceği anlatıldığı dilekçede, Uğur Kaymaz davası hatırlatılarak karanlık güçlerin işlenmez hale gelmesinde etkili olacağı iddia edildi ve davanın görüleceği her yerde aynı güvenlik sıkıntısının yaşanacağı belirtildi.
Bulanık ilçesinin Muş’a uzaklığının 110 kilometre olduğunu hatırlatan davacılar vekili avukat Vedat Şengöl, “Olayın Muş içindeki etkisi yok denecek kadar azdır. Devletin böylesine önemli bir davada güvenliği sağlayabilecek kapasite ve güçte olduğu düşüncesindeyiz. Aksi durumda, kamuoyunda zafiyet olarak algılanacaktır” dedi.
Davanın başka ilde görülmesi durumunda derin güçlerin davayı işlemez hele getirmek için uğraş göstereceğini iddia eden Şengöl, daha önce nakledilmiş Uğur kaymaz davasını emsal gösterdi.
Davanın başka bir ile nakledilmesi halinde, Tabii Hâkim olan Muş Ağır Ceza Mahkemesinin delillere doğrudan ulaşması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması engelleyeceğini savunan Avukat Şengöl, “Olayın onlarca tanığı, mağduru, müştekileri bizzat Mahkeme tarafından dinlenemeyecektir. Temel hukuk prensiplerinden olan “Delillerin Doğrudanlığı, yüzyüzeliği ilkesi” çiğnenmiş olacaktır. Bu davadaki yüzlerce tanık, mahkeme huzurunda dinlenmesi gerekirken, tanıklar davanın nakliyle birlikte talimatla dinlenmeleri gerekecektir. Ayrıca, mağdur ailelerinin duruşmalara katılması çok zor, hatta imkansız hale gelecektir” şeklinde konuştu.
Davanın naklinin adil yargılamaya müdahale olduğunu ileri süren Şengöl, “Muş ilinde güvenliği sağlayamayan güvenlikten sorumlu birimler, davanın nakledileceği yerde özellikle mağdur tarafın güvenliğini nasıl sağlayacaktır? Valiliğin davanın nakline ilişkin bu girişimi, adil yargılanma hakkına müdahale olarak görmekteyiz. Davanın başka bir yere nakli halinde, kamuoyunun hukuka olan güveni sarsılacak ve adalete erişimi engellenecektir” ifadelerin yer verdi.
Muş Ağır Ceza Mahkemesi, Muş Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazarak duruşma günü olan 09 Şubat 2010 günü güvenlik önlemlerinin alınmasını talep etmişti Muş Valiliği, bu talep üzerine Mahkemeye göndermiş olduğu 20 Ocak 2010 tarihli yazıyla, güvenliğin sağlanamayacağı gerekçesiyle duruşmanın başka bir ilde yapılması yönünde görüş bildirmiştir. Aynı şekilde, sanıklar vekili de 21 Ocak 2010 günü mahkemeye yazılı olarak başvurarak davanın başka bir vilayete nakledilmesini talep etmiştir.
Muş Valiliği davanın başka ilde görülmesini 'bölücü terör örgütü yandaşları ve müzahir kesimler tarafından provoke edilebileceği, yasadışı gösteri ya da eylemlere zemin hazırlanabileceği ve toplumsal hareketlere dönüştürülebileceği' gerekçesine bağlamıştı.