İlimizin en büyük eksiklikleri arasında bankacılık hizmetleri geliyor, vatandaş en ufak bir teminat için bile civar illerdeki banka veya finans kurumlarına gidiyor.
Sanki bunca esnaf ticaret erbapları dolandırıcı üçkâğıtçı. Peki, biz bunu kendi aramızda kabul edelim, peki kardeşim siz Muş’taki bu insanlara bu gözle bakıp kabul ederken neden civar illerdeki bankalar vatandaşın istediği teminat ve kredi işlemlerini kabul ediyor? Sizler paralarınızı alın teriyle kazanıyorsunuz da oradaki bankalar çöpten mi topluyor? O güvensiz olarak gördüğünüz insanlar tarafından bankalarınız dolup büyük patronlarınıza o paralardan para kazandırmıyor musunuz?
Aslında biz suçu başkalarında değil kendimizde görmeliyiz, bir bürokrata göstermediğimiz ilgiyi banka müdürlerine gösteriyoruz. Adam kendini Muş’a banka müdürü olarak değil, sanki merkez bankası başkanı olarak atandığını zannediyor, hal böyle olunca da vatandaşın parasını tırtıklamaya gelince bizim banka, esnafın en ufak bir teminata bile ihtiyacı olsa “ben elimi suya sabuna sokmayayım git işine.”
İlin kaymağını yiyen belli başlı esnaflar için her türlü kapılar açık teminat mı? “Ne demek ağabey senin gelmene ne gerek yolla çocuğu mektubun iki saate hazır,” normal vatandaşa ise “yok bu belge, yok bu kadar kefil, yok ebesinin gözü”, kardeşim tamam anladık bu işin de mevzuatı, sistemi var. Peki bu sistemi bir tek siz mi biliyorsunuz? Bu insanlar nasıl oluyor da buradaki banka şubelerinden alamadığı en ufak bir teminatı bile civar illerin banka şubelerinden alıyorlar, sizlerin oradaki görevlilerden ne fazlalığınız var.
Son günlerde duyduğum bazı olaylar beni tamamen zıvanadan çıkarmış durumda. Bazı banka şubeleri esnafa kredi vermek için memur kefil istiyormuş. Her zaman derim her şeyin en olmazı ve en ilgincini bizler yaşıyor ve görüyoruz. Adamın dükkânınında yüz Bin YTL’lik malzemesi, bilmem kaç yıllık esnaflığı var bin YTL’lik bir teminat bile vermek için o kişinin bir o kadar parasına bloke bırakılıyor.
Vatandaşı tanımıyor musun? Esnaflığını mı bilmiyorsunuz? Kolayı var bilmem haberiniz var mı bilmiyorum, bulunduğunuz bankalar sokağının karşısındaki arada koca bir bina var, üzerinde en az 200 puntoyla “MUŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANLIĞI” yazıyor. Ha ben her defasında o kısa yolu yürüyemem göbeğim şişkin dersen onun da kolayı var, telefon diye bir icat var, hemen yanınızda. Kaymağı yiyenlerin sizi sürekli aradığı, ses çıkaran alet. Oradan Ticaret odasını arıyorsunuz, orada sizi çok nazik ve idealist biri karşılıyor, adı Talip Devrim, odanın başkanı. Muş’taki hemen her esnafı ve durumunu bilen, dediği kişinin arkasında duran ve canının pahasına sizleri mahcup etmeyen kişi ve siz soruyorsunuz; “ya başkanım sizin odaya kayıtlı falanca esnaf, ticaret adamı benden üç kuruşluk teminat istiyor, kimdir bu esnaf iyi mi, kötü mü, hırlı mı hırsız mı?” diye nezaketen de sorabilirsiniz.
Buradan alacağınız cevap sizi ne kadar tatmin eder bilmem ama bildiğim bu tavrınıza devam edersiniz, bir gün biri zıvanadan çıkar ve sizi o ütülü kravatınızdan tutar bulunduğunuz masaya yapıştır, uyarmadılar demeyin, sonra sakın polis, polis diye de bağırmayın.